TARIMDA BİYOLOJİK MÜCADELE YÖNTEMLERİ
Biyolojik mücadele, zararlı, hastalık ve yabancı otların başka canlılar yardımıyla ekonomik zarar seviyesinin altında tutulmasıdır. Doğada zararlı olan canlıları tamamen yok etmeden, doğal dengeyi koruyucu, onarıcı ve destekleyici önlemler almaktır.

Zararlılar İle Biyolojik Mücadele Yöntemleri

         Tarımsal üretimin en önemli kaynaklarından birini zararlılarla mücadele yöntemleri oluşturmaktadır. Biyolojik mücadele, genellikle toprağa, bitkiye, bitki örtüsüne veya meyveye zarar vererek tarımsal üretimi zarara uğratan canlıları kontrol altına almak için izlenebilecek en doğal yol olarak öne çıkmaktadır. Biyolojik mücadelenin amacı, zararlıların, doğada mevcut olan doğal düşmanları yardımıyla baskılanmasıdır.

Biyolojik mücadelede yüzlerce farklı tür, mücadele etmeni olarak kullanılabilir. Bu etmenler, işlevlerine göre predatörler, parazitoitler, patojenler ve entomopatojenler olarak dört ana grupta incelenebilir. Predatörler, avcılık yaparak zararlıları yok eden mücadele etmenleridir. Parazitoitler ise zararlının üzerinde yaşayan veya üreyen ve sonunda zararlının ölümüne sebep olan etmenlerdir. Patojenler grubu ise zararlıları öldüren veya zayıflatan mantar, bakteri veya virüsleri ifade etmektedir.

Biyolojik mücadele içinde kullanılacak mikrobiyal etmenlerin birçoğu doğada bulunan hastalıklı böceklerden izole edilmektedir. Doğada bulunan böceklerin hastalanmalarına ve ölümlerine sebep olan orijini bakteri, nematod, mantar, virüs ya da protozoa olan birçok mikroorganizma vardır. Bunlar, entomopatojen olarak bilinmektedirler. Doğadaki entomopatojenler böcek popülasyonlarının dengelenmesinde büyük bir öneme sahiptirler. Birçok entomopatojen mikroorganizma, tarla ve de bahçe bitkilerinde, süs bitkilerinde, seralarda koruma altına alınmış mekanlarda yetiştirilen bitki türleri üzerinde, orman arazilerinde, depo edilmiş ürünlerde, veterinerlik ve tıbbi alanlarda zararlara sebep olan vektör ve zararlı böceklerin biyolojik mücadelesinde kullanılmaktadır.

Biyolojik zararllılar

                                           

Ülkemizde Zararlılar İle Biyolojik Mücadele Yöntemleri

            Ülkemizde biyolojik mücadele çalışmaları Osmanlı dönemine kadar uzanmaktadır. Cumhuriyetin kurulması ile birlikte kısa zamanda tarım eğitimi ve yayım faaliyetleri çalışmalarına başlanmış, biyolojik mücadele konusundaki yaklaşım ise Osmanlı dönemindekine benzer olarak faydalıların ithal edilerek yerleştirilmesi ve yerelde üretim imkânlarının geliştirilmesi olmuştur. Bu amaçla 1931 yılında Ege Bölgesinde incirlerde zararlı İncir kurduna karşı Bracon hebetor adlı parazitoid getirtilerek incir alanlarına salınmış ve günümüze kadar başarılı bir şekilde ekosistemde yerleşmesi sağlanmıştır. Yine daha önce ithal edilmiş olan Aphelinus mali 1931 ve 1934 yıllarında İsrail’den getirtilerek bazı elma bölgelerimize salınmıştır. Yine daha önce Osmanlı döneminde getirtilmiş olan R.cardinalis’in yurtdışından üçüncü defa ithali ise 1932 veya 1933 yılında Mısır’dan yapılmış olup, Bornova Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsüne verilen böcekler burada üretime alınmış ve salımı yapılmıştır. Daha sonra, Çukurova Bölgesine gönderilerek buraya yerleşmesi sağlanmıştır. Bu dönemde yine 1933 yılında Dut kabuklu bitine karşı Prospaltella berlesei ithal edilerek ülkemize yerleşmesi sağlanmıştır.

 Uzun yıllar bu şekilde giden çalışmalar sonucunda biyolojik mücadelenin önemi fark edilmiş ve 1965 yılında Antalya’da “Biyolojik Mücadele Araştırma İstasyonu” kurulmuştur. Bu araştırma istasyonun ilk çalışmalarından biri turunçgil alanlarında sorun olan Unlubit’in mücadelesinde kullanılmak üzere 1970’li yılların başında ABD’den Cryptolaemus montrouzieri (Siyah-Kahve Renkli Uğur Böceği) ve Leptomastix dactylopii (Beyaz Yağın Turunçgil Unlubiti Parazitoiti  )getirilerek üretimi yapılmış ve sorun olan alanlara salınarak mücadelede kullanılmıştır. Antalya Biyolojik Mücadele Araştırma İstasyonu 1982 yılında “Araştırma Enstitüsü” adını almış, ayrıca 1987 yılındaki Bakanlık reorganizasyonu sırasında Zirai Mücadele Araştırma Enstitüleri bünyesinde “Biyolojik Mücadele” bölümleri açılmıştır. Bu dönemde yapılan önemli çalışmalardan biri de Doğu Akdeniz Bölgesi’nde 1990’lı yıllarda önemli bir sorun haline gelen Turunçgil beyazsineğinin (Dialeurodes citri (Ashm.) biyolojik mücadele’si amacıyla Türkiye’de ilk defa Doğu Karadeniz Bölgesi’nde tespit edilen avcı böcek Serangium parcesetosum Siccard.’ın Doğu Akdeniz Bölgesine getirilerek yerleştirilmesidir. 

                                                                               Resim 3: Biyolojik Mücadele


Dünya’da Zararlılar İle Biyolojik Mücadele Yöntemleri

            Yeni gelişen teknolojilerle birlikte tarımda biyolojik mücadele ürünlerinin fiyatlarında azalma gerçekleşmiştir. Fakat kimyasal ürünlerin fiyatları daha ucuz olduğu için tüketici açısından biyolojik mücadele sadece alternatif olarak kullanılmaktadır. Şu an yararlı olarak adlandırabileceğimiz ancak henüz tespit edemediğimiz birçok canlı türü bulunmaktadır. Bu nedenle biyolojik mücadele ürünleri halen daha dünya genelinde çok fazla gelişmemiştir. Ancak pazar payı tarıma bağlı olarak artmaktadır. Çünkü tarım için en etkili mücadele yöntemi olarak biyolojik mücadele tavsiye edilmektedir. Sürdürülebilir tarımın gerçekleşebilmesi için doğaya en uygun olan mücadele yöntemlerinin tercih edilmesi gerekmektedir.

                                                                          Resim 4: Yararlı Böcekler


Zararlılar İle Biyolojik Mücadele Yöntemlerinin Türleri

            Biyolojik mücadelede genellikle zararlıların yok edilmesi değil, zararlı yoğunluğunun belirli bir seviyenin altına düşürülmesi ve doğal düşmanların sürekliliğinin sağlanması hedef alınır. Yöntemler, dışarıdan getirme, doğal düşmanları çoğaltma, doğal düşmanları koruma olarak üç ana gruba ayrılır.

Dışarıdan Getirme Yöntemi: Bilinen en eski biyolojik mücadele yöntemi olduğu için klasik mücadele olarak da anılır. Bu yöntemde bir zararlının doğal düşmanlarının dışarıdan getirilmesi esastır. Doğal düşman ortamda hiç bulunmuyorken başka bir ortamdan getirilip zararlı ile mücadele etmesi sağlanır. Farklı ülkelerden gelen zararlılarla mücadele etmek için kaynak ülkedeki doğal düşmanının getirtilip mücadele aracı olarak kullanılması da bu yönteme bir örnektir.

Doğal Düşmanları Çoğaltma Yöntemi:
Var olan doğal düşmanların sayılarının artırılması hedeflenir. Çoğaltma yönteminde bitkinin ve zararlının türüne yönelik olarak farklı yollar izlenebilir. Uzun vadede kontrol sağlanması amacıyla az sayıda mücadele etmeni belli aralıklarla ortama salınabilir. Böylece bu etmenlerin zararlıları düşük seviyede tutmaları sağlanır. Ancak kimi zaman çok sayıda mücadele etmeni tek seferde ortama bırakılabilir. Özellikle ciddi boyutlara ulaşmış zararlı popülasyonunu kısa sürede etkisiz hale getirmek için bu yol tercih edilir.

Doğal Düşmanları Koruma Yöntemi: Doğal düşmanların ortamda mevcut ve zararlıya adapte olduğu durumlarda uygulanır. Bu, doğal düşmanların devamlılığını sağlamak amacını güden, sürdürülebilirlik odaklı bir uygulama biçimidir. Bu yöntemin amacı, çoğaltma yönteminde olduğu gibi doğal düşmanların sayıca artırılmasından ziyade, mevcut etkinliklerinin korunması ve yararlı etkilerinin kontrol edilmesidir. Bu amaca yönelik olarak doğal düşmanların etkinliğini artırmak için yapılan, ekim alanına kuru yapraklar serpiştirmek, çitten bariyerler oluşturmak, aralara kuru otlar ekmek gibi fiziki düzenlemeler de bu yöntemin bir parçasıdır.

Doğal Düşmanlarda Aranan Özellikler

  1. İklim faktörlerine faktörlerine karşı toleranslı olmalıdır.
  2. Zararlıya her bitki üzerinde saldırabilmelidir. Doğal düşmanın konukçusu az olmalıdır.
  3. Doğal düşmanın ve zararlının biyolojisi uyuşmalıdır.
  4. Zararlıyı arayıp bulma yeteneği olmalıdır. Özellikle parazitoitler: parazitlenmiş ve parazitlenmemiş zararlıyı ayırt edebilmelidir.

Zararlı Ve Doğal Düşman Popülasyonunu Belirleyen Etmenler

  • Çevre faktörleri
  • Kültür bitkisinin tür ve çeşidi
  • Uygulanan tarım şekli
  • Diğer savaş yöntemleri
  • Zararlının türü
  • Zararlı popülasyonu
  • Doğal düşman türü
  • Doğal düşman popülasyonu

                                      Resim 5: Predatör Böcek (Turunçgil Unlubiti’nin Predatörü)


Zararlılar İle Biyolojik Mücadele Yöntemlerinin Avantajları

            Birçok kimyasal mücadele yönteminin insan sağlığını ve çevreyi tehdit eden önemli yan etkileri olduğu bilinmektedir. Bilinçsiz kimyasal kullanımı, doğal çevreyi etkileyerek, başka bir deyişle bitki ve hayvanlar üzerinde olumsuz sonuçlar doğurarak doğal dengeyi bozabilmektedir. Kimyasal yöntemlerin çoğu belirli bir hedefe yönelik değildir. Zararlılarla mücadele etme işlevini kullanıldığı ortamdaki tüm canlılara zarar vererek yerine getirir. Bu da hem tarımsal üretim hem de bitki örtüsü açısından istenmeyen sonuçlar doğurabilir.

Tüm bu etmenler göz önüne alındığında zararlılarla doğal yollarla mücadele edilmesi fikri öne çıkmaktadır. Çünkü biyolojik mücadele yöntemlerinin insan sağlığı ve çevre üzerinde olumsuz etkisi yok denecek kadar azdır. Etmenlerinin neredeyse hepsi doğada hazır halde bulunduğu için sürdürülebilirlik açısından son derece avantajlı olan biyolojik mücadele, araştırma-geliştirme faaliyeti ve üretim gerektirmez, bu sebeple maliyeti de düşüktür.

Biyolojik mücadele yöntemleri çevre koşullarına uyumludur ve bilinçsiz kimyasal kullanımı sebebiyle bozulmuş olan doğal dengenin yeniden kazanılmasına katkıda bulunur. Bu anlamda yalnızca bitkileri korumakla kalmayıp uzun vadede içinde bulundukları ortamı da düzenleyen yöntemler oldukları söylenebilir.


Zararlılar İle Biyolojik Mücadele Yöntemlerinin Dezavantajları

            Yararlı bazı canlıları doğada diğer canlılardan daha üstün hale getirdiğimizde, aslında her ne kadar fark etmiyor olsak da doğal denge bozulmaktadır. Bu nedenle insan müdahalesi sonucunda popülasyonu arttırılan canlı miktarının kontrollü olması gerekmektedir. Kontrolsüzce arttırılan canlı popülasyonları yarar sağlamaktan çok, zararlara neden olmaktadır. Doğaya en uygun mücadele yöntemi bu olsa da, doğru yapılmadığı zaman istenmeyen sonuçlara sebebiyet vermektedir. Sonuç olarak, hedef olması istenmeyen yerel canlı türlerinin yok olması ile karşı karşıya kalınabilmektedir.

Biyolojik mücadelede kullanılan böceklerin, parazitlerin ve patojenlerin üretimi, tarım ilaçlarının üretiminden çok daha zor olmaktadır. Yeterli üretim imkanlarına sahip olunamadığı için biyolojik mücadele yapmanın, diğer yöntemlere kıyasla daha maliyetli olduğu bilinmektedir. Bu da üreticiyi kimyasal kullanımına yöneltmektedir. Bazı durumlarda tarladaki zararlıları yok etmesi için kullanılan canlılar, aynı zamanda insanlar için de zararlı olabilmektedir. Bu nedenle insan sağlığına zararlı olmayan canlıların seçilmesi doğru olacaktır.

                                                                        Resim 6: Predatör (Avcı Örümcek)


Zararlılar İle Biyolojik Mücadele Yöntemleri Nerelerde Kullanılır

Çok geniş bir kavram olan biyolojik mücadele, birçok yerde zararlı kontrolünde kullanılabilir.

Tarlada Kullanımı

Bitki zararlıları, mantarlar, bakteriler veya araknidler gibi doğal düşmanlarla sınırlandırılabilir. Biyolojik mücadele ayrıca, böcekler ve mantar hastalıklarıyla ve nematodlardan kaynaklanan hasarlarla mücadele etmek için kullanılabilir. Tahıl tohumları, yağlı tohumlar, patates, mısır, yer fıstığı ve pamuk gibi birçok farklı ürünün yetiştirilmesinde kullanılabilecek çeşitli organizmalar ve ürünler vardır.

Tarla gibi geniş alanları kapsayan açık yetiştirme alanlarında, çoğaltmalı biyolojik kontrolün kullanılması daha zordur. Bunun yerine, biyolojik koruma kontrolü uygulanmakta ve çevrede doğal olarak oluşan zararlılara karşı doğal düşmanlar desteklenmektedir.

Serada Kullanımı

Biyolojik kontrol seralarda etkili olmaktadır. Bir zararlı ortaya çıktığında yararlı organizmaları hızlı bir şekilde uygulamak önemlidir. Böylelikle faydalı organizmanın zararlıyı kontrol etmesi daha kolay olmaktadır. Günümüzde seralarda örümcek akarları, yaprak bitleri, thrips, sinek gibi birçok zararlı için biyolojik yöntemler kullanılmaktadır.

Seralarda doğal düşmanlar için iyi koşulların yaratılması durumunda ve erken kurulumunda biyolojik kontrol genellikle etkili bir önlem olmaktadır.

Diğer Blog Yazılarımıza Göz Atmak İsterseniz;
Çilekte Kırmızı Örümcek Zararı
Aşılı Fide Nedir?
Otomasyonlu Modern Sera Sistemleri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Diğer Paylaşımlar